İvan’ın Ölümü (Apollonia Meziyetleri)

Mum alevlerinde kıvrak bir işve var…
İş ve aşın gelmezliğinde…
Apollonia!
Görmedim sendeki kadar sadakat,
Ve vefa işlenmiş iliklerine kadar.
Karanlık odaların aydınlığa hasreti;
Ve ışığı yaratan Tanrı’nın aşkına…
Ölüyor İvan, son nefesini kollarında veriyor;
Ölüyor İvan “Katilim: Apollonia” diyor…

O minnettar öldüğüne;
Ben minnettar öldüğüne…
Sen hasret, ben hasret, İvan hasret ölmeye…

Mum alevinde aşka davet var;
İvan’ın cesedi üzerinde…
Görmez bizi öldü, göremez artık,
Diyorsun “Ama hala kefeni yırtık…”
Apollonia!
Görmedim sendeki kadar liyakat,
Ve aşk işlenmiş gözlerinin irislerine kadar.

Beş parasız, elde sıfırların çivilendiği bir hayat;
Akılda heves, hayatta çocukluk, dolapta ekmek bayat…
İvan’ın cenazesi kalkmıyor…
İvan belki diri! Ama kalkmıyor…
Apollonia…
Yüzdür beni gözlerinde…
Beş parasız, elde çaresizliklerin çivilendiği hayat;
Gözlerinde boğulmayla mukayese edilemez.
Apollonia!
Görmedim sendeki kadar sabır,
Ve bir dergahın umumiyete hoşgörüsünü…

Mum alevinde intiharın gösterisi var;
İvan’ın cinayetinde intihar süsü…