"Zaman makinesinin imkânsızlığını keşfettiğinde yağmurlu bir gündü. "
sapi

Sapiens Kafası

Şu dertlerimiz, Kendi mapusluğumuz. Parmaklıklarda kendi imzalarımız var. Kalıpları taşların, Sapiens kafatasından, Düşüncelerden mamül duvarlar. Bizi içeri itenler, Hep tanıdık hep bildik, Güle, oynaya ve alkış ile… Bizler de birlikteydik, Kısır döngü bu zaten, Sığmıyor… Sığmıyor tahayyüle. Sığmıyor, Sığdırılmıyor.

df

Bazen güzel, bazen çirkin…

Gemi mi yürüyor, Dalgalar mı, Bilemedim. İkisi de belki… Martılar mı, Bebekler mi daha cırlak, Ben mi daha suskunum? Hepsi de mümkün… Ömür mü kısa, Hayat mı vefasız? Çirkin bazen yaşamak, Nedensizcelikten… Bazen de güzel, Gemiler, dalgalar, deniz güzel, Martılar, bebekler, ümit etmek filan… Kapalı hava, parçalı bulut, Sis, pus, duman, boran, Yağmur, dolu, rüzgar […]

lll

Göreceli Pezevenk

Koştum saatlerce, Deviniveren dört ayağımla. Yakıtım: kuyruklu yalan. Zamana güvenilmez. Hep göreceli pezevenk… Kim görmüş ki faydasını? Vuslatta yavaş, Lazımken hızlı değil mi? Öyle bir hızlı ki hem de; İnci kolye gibi kopup dağılmış… Dağılması kolay ve ne zor toplaması. Yavaşken de öyle yavaş… Cümlemi bile bitirtm…! II Tutulmuyor zaman elle, Satın alınmıyor entropi… Yetmiyor gücüm kimim ki […]

skateboard-331751_1280

Mezerin içindeyik

Kundaktan mezara, Öyle bir yolculuk işte. Çözülmez ‘yol problemi’, Hiç bilinmeyenli denklem.   A ile B arasını, Kat eden zaman aslında, Bizler sade seyirciler. Kimimiz süslü.   Belki vakit geçsin diye bu kavgalar, Bu ölümler, “gülüm”ler filan, O damatlar ve gelinler, Gelincikler, kır çiçekleri…   Çileler bile oyalıyor. Sıkılanları yaşamaktan. Sıkılmak boş vites. Üzüntü otomatik. […]

Los_horrores_de_la_guerra

İNSAN YARIM ÖLMÜYOR

Hesap kalemi; hep kanla dolu. Kızılcana bir kıyamet yazıyor. Hep “bir an”larla dolu film şeridi gibi. Kalanlarla hafızamız bir kaç gün sevişir, Hafızamız eriyor, Hafızamı… Hafı… H…   *** Günler değişir, Aylar değişir, Yıllar, asırlar, çağlar da öyle, Değişmez şu toprakların kaderi. Dün aynıydı, Dünün dününde de aynı, Dünün dünün dününde de… Dünün dünün … dününde […]

boat

GEMİ

Peynir gemisi, Demir atmış ağır, Lafla dolması değil mesele…   Dört ayak üstünde değiliz, Ama çok da farkımız yok. Omurgasızlık daha evla…   Nuh’un gemisi, Demir almış, ağır, Mahlukat değil mesele…

monumentvalley[1]

UYKULUK

Uymayan bir yanım var, Köşeli ben miyim? Dünya mı? Bilemem. Köşegeni olmuyor ki küre benzerlerinin.   Uyumayan bir yanım var, Gecesi yok şehir benzerlerinin, Uyumak kaçırmak gibi, Uyumak ölmeye yakın.   Kimsenin bilmediği, Uyuklayan bir yanım var… Korkarım uyanışından, Uykularım kaçar.    

escher-710x1015[1]

MÂNÂ

“mânâ lâzım” dedin de, bir de ona kap lâzım, dara lâzım tartmak için, maliyet; mallanmak için, mânâlanmak için… böyle çalışır aklım, mânâ bir tür “değer” bana, bu yüzden derim hep “değmez bazısına”. zîrâ, mânâlı olan yaşanmaya değerdir, zaman ve yerdir mânâlı kılan, bekleyip görmek, adettendir.

yer[1]

KANUN NAMINA

Şu şehir manzarasına, Alışmışız ne tuhaf, Toprağı tanımaz çoğumuz. Denize karşı dönüp de, Güneşe sere serpe uzanmak, On beş günlük bir mevzu, -iş kanununa göre- Şehrin de kanunları var, ve de efsaneleri; Deniz kızları ve tanrıları olmayan. Doğanın kanunları, Anca belgesellerde; Vahşi hayvanların dişlerinden ibaret. Düşler kapana kısılmış, Düşler şimdi betonda. Düşler karılıyor harç makinasında. […]