"Zaman makinesinin imkânsızlığını keşfettiğinde yağmurlu bir gündü. "
img_1477268147467

Söylenmeyen

Şu boğazımdaki yumru, Söyleyemediklerimden mi? Çok söylemekten mi? Bilemedim. Cerrah da bilemez ki… . Şu kararmış hava, Şu uçuşan kaçışan kuşlar, Bilemediğimizden mi? Hüznün olmadığını aslında… . Şu sokaklarda yaşanan çocukluklarında kalmış bak; …bir sürü insan, hâlâ bir sürü, Kendileri bilmez, Kuşlar bulutlar bilmez, Cerrah da bilemez. . Büyümekle olmuyor, Büyüyen bilmez.

topic-images_windmill-and-greenfield_ykjirmty

Halka

Kırılmış, Çok kırılmış, Ufalanmış, Tavafında yine de bir merkezin. Cansız değil, yansız da değil, ensiz hiç değil.   Şu ruhlar işte, İçinde bir şekilde herkesin, Hiçbiri bedensiz değil bedensiz de değil bedensiz hiç değil, Aşk bedelsiz değil.   Ama uzay büyük, Sığmaz hiç bir tahayyülle, Bir düşüş var ise kalkış da kesin, Lakin o da […]

censored-silence-tape-mouth-735-3101

Sansür

Öldüm… ve dirildim. Haber vermediler kimseye. Bana da vermediler hâttâ. Şu güneş gitti geldi, Şu kuşlar bir hoş uçtu, Rüzgâr mı deldi böğrümü? İçimde isyan mı çıktı? Bana söylemediler. Bir yabancı mı var içimde? Günah tohumu mudur nedir? Gece çöküyor korkusu; Oysa kış saatleri de yok artık… Söylemediler işte. Bilmiyorum şimdilik. Sen de bilmiyorsun, Sana da söylemediler, […]

6-monet-artworks-preview

ŞİİR

Bir şiir var… Günü var beklediğim. Kendi dünyamda ünü var. Yası var şiirin, Çok ağlayası var. Bir de anlayası… İçimde tutmuşum işte, Ay gibi tutulmuş, Kızıl kıyamet ve de karanlığı var. Bir şiir var işte, Önü çoktan yaşanmış, Arkası yarından da uzak…

gravity-image

YERÇEKİMİ

Düşüyor. Ne atsan düşüyor. Hayat bu düşmeden müteşekkil. Rahme düşmek önce, Düşülmek sonra hayata (atıldık ya sonuçta…), Düşlere koşmak, düşlere… Çocukça düşlere önce, sonra uzakçalarına, Büyüdükçe daha kırılgan, Büyüdükçe parça parça… Not düşülüyor her tecrübe. Gözden düşüyor her şey birer birer… Daldan düşer gibi olsa da her acı, Alışılıyor hepsine. Düşüyor işte, Ne atsan düşüyor. […]

sapi

Sapiens Kafası

Şu dertlerimiz, Kendi mapusluğumuz. Parmaklıklarda kendi imzalarımız var. Kalıpları taşların, Sapiens kafatasından, Düşüncelerden mamül duvarlar. Bizi içeri itenler, Hep tanıdık hep bildik, Güle, oynaya ve alkış ile… Bizler de birlikteydik, Kısır döngü bu zaten, Sığmıyor… Sığmıyor tahayyüle. Sığmıyor, Sığdırılmıyor.

df

Bazen güzel, bazen çirkin…

Gemi mi yürüyor, Dalgalar mı, Bilemedim. İkisi de belki… Martılar mı, Bebekler mi daha cırlak, Ben mi daha suskunum? Hepsi de mümkün… Ömür mü kısa, Hayat mı vefasız? Çirkin bazen yaşamak, Nedensizcelikten… Bazen de güzel, Gemiler, dalgalar, deniz güzel, Martılar, bebekler, ümit etmek filan… Kapalı hava, parçalı bulut, Sis, pus, duman, boran, Yağmur, dolu, rüzgar […]

lll

Göreceli Pezevenk

Koştum saatlerce, Deviniveren dört ayağımla. Yakıtım: kuyruklu yalan. Zamana güvenilmez. Hep göreceli pezevenk… Kim görmüş ki faydasını? Vuslatta yavaş, Lazımken hızlı değil mi? Öyle bir hızlı ki hem de; İnci kolye gibi kopup dağılmış… Dağılması kolay ve ne zor toplaması. Yavaşken de öyle yavaş… Cümlemi bile bitirtm…! II Tutulmuyor zaman elle, Satın alınmıyor entropi… Yetmiyor gücüm kimim ki […]

skateboard-331751_1280

Mezerin içindeyik

Kundaktan mezara, Öyle bir yolculuk işte. Çözülmez ‘yol problemi’, Hiç bilinmeyenli denklem.   A ile B arasını, Kat eden zaman aslında, Bizler sade seyirciler. Kimimiz süslü.   Belki vakit geçsin diye bu kavgalar, Bu ölümler, “gülüm”ler filan, O damatlar ve gelinler, Gelincikler, kır çiçekleri…   Çileler bile oyalıyor. Sıkılanları yaşamaktan. Sıkılmak boş vites. Üzüntü otomatik. […]

Los_horrores_de_la_guerra

İNSAN YARIM ÖLMÜYOR

Hesap kalemi; hep kanla dolu. Kızılcana bir kıyamet yazıyor. Hep “bir an”larla dolu film şeridi gibi. Kalanlarla hafızamız bir kaç gün sevişir, Hafızamız eriyor, Hafızamı… Hafı… H…   *** Günler değişir, Aylar değişir, Yıllar, asırlar, çağlar da öyle, Değişmez şu toprakların kaderi. Dün aynıydı, Dünün dününde de aynı, Dünün dünün dününde de… Dünün dünün … dününde […]

boat

GEMİ

Peynir gemisi, Demir atmış ağır, Lafla dolması değil mesele…   Dört ayak üstünde değiliz, Ama çok da farkımız yok. Omurgasızlık daha evla…   Nuh’un gemisi, Demir almış, ağır, Mahlukat değil mesele…

monumentvalley[1]

UYKULUK

Uymayan bir yanım var, Köşeli ben miyim? Dünya mı? Bilemem. Köşegeni olmuyor ki küre benzerlerinin.   Uyumayan bir yanım var, Gecesi yok şehir benzerlerinin, Uyumak kaçırmak gibi, Uyumak ölmeye yakın.   Kimsenin bilmediği, Uyuklayan bir yanım var… Korkarım uyanışından, Uykularım kaçar.    

escher-710x1015[1]

MÂNÂ

“mânâ lâzım” dedin de, bir de ona kap lâzım, dara lâzım tartmak için, maliyet; mallanmak için, mânâlanmak için… böyle çalışır aklım, mânâ bir tür “değer” bana, bu yüzden derim hep “değmez bazısına”. zîrâ, mânâlı olan yaşanmaya değerdir, zaman ve yerdir mânâlı kılan, bekleyip görmek, adettendir.

yer[1]

KANUN NAMINA

Şu şehir manzarasına, Alışmışız ne tuhaf, Toprağı tanımaz çoğumuz. Denize karşı dönüp de, Güneşe sere serpe uzanmak, On beş günlük bir mevzu, -iş kanununa göre- Şehrin de kanunları var, ve de efsaneleri; Deniz kızları ve tanrıları olmayan. Doğanın kanunları, Anca belgesellerde; Vahşi hayvanların dişlerinden ibaret. Düşler kapana kısılmış, Düşler şimdi betonda. Düşler karılıyor harç makinasında. […]

symetrie-02[1]

AYNI TAS AYNI HAMAM

Tecrübe tekrar sayısı, Mükerrer okunan roman gibi, Ne kadar okusam sonu aynı.   Yaş aldıkça daha derin sadece, Daha belirgin ayrıntılar büyüdükçe biz, Bir büyüteçten bakar gibi, Belki de daha çirkin hatta. Telaş yok! Yine aynı.   Ne de olsa insan aynı insan, Kadın aynı, erkek aynı, Kadın daha aynı, ve erkek daha da; Ben […]

m_413262-1-710x380[1]

DOĞMA! BÜYÜME!

Siz aklen nerelisiniz bilmem ama, Biz doğma büyüme acılıyız buralarda.   Oynamayı bilmediğimizden  mi; Alışkanlıktan mı… Hep bir dar ederiz, birbirimize göğsümüzü; – ki siz akla siper etmiştiniz oysa-, – “aklın yolu bir” sözü hakikaten doğruysa…- Biz bakla açtık atiye; taklalar atanımız bile var, Dün incelttiği bıyıklarında hâlâ; altından (Au) bir tarakla.   Merakla izleyin […]

hidden_words_part_2_108052322-710x792[1]

HAKÎ-KAT

Dil ile var edilir sandığın Dünya’ların, Kısadır ömürleri… Birbirini tutamaz.   Dil ile kurulur, Hâl ile yıkılır, İstikamet gönülse, Yol ile gidilmez…   Kelimedir bunlar tuğla değil, Uymadı mı uymaz oturduğu yere. Akıldan döşeli zihin düzlükleri, Bir tümseği açık eder, gölgelerinden. Tuvaldeki resim değil, sahici bir manzara: Gözünü çeker ufuktan beriye, o eğretilik // (silik […]

img_full_59666[1]

CANLARIMIN PARÇACIK / DALGA İKİLEMİ

Canlarımın yarısı, Bir başka işler. Diğer yarısı aşka, Her biri de başka başka. Kuantum fiziği gibidir, Her bir parça, Tek başlarına başka, Birlikte iken daha başka. “Makro’n mikro’nu tutmuyor…” Tutmaz tabi! Fiziğin kanunu bu. Anladıysan abdal olasın! Ama sen de pek bir elektronsun, Ben de pek bir yarık. (bir) Tanem mi olduydun, Dalganı mı geçtiydin… Anladıysam aptal […]

heart-origami-dollar-bill-710x399[1]

ORİGAMİ

Düz aslında. Çok da net… Biraz katlayınca bir çok boyut kazanıyor, “Bir şey gibi” yapacaksın; Bir şeye benzeyecek… Kılavuzun da varsa, Çok da kolay aslında. Azıcık izle ve öğren, biraz salaktır nasılsa, Alıktır, belli de eder… Nasılsa üzerinde keskin çizgileri var. Sol kenarını katla, duyguya benzesin. Katla sağ kenarını, özlem ekle biraz. Tırnağınla çiz ki […]

galaxy_13-wallpaper-1366x768

GÖRELİLİK

Var olan her şey yalan; bize söylenene dek, haber de verirler ama, İnanmazsak yine yalan… Gerçek belki yerinde, Ama inanınca anca… İnandığımız nispette, ve o kadarcık sadece… Gerçek işte; göreli, İnsana göreceli. Ya göz göre göre, Ya ancak göre göre… İnanmalı.

UKÂLÂ DÜMBELEĞİ

Kafasının içindekiİnsanın doğrusu,Değil Dünya’nın gerçeği.Şu bulutlu hava,Şu patlamış çiçekler,Düşünse idi ne olacaktı?Şu taşlara göre,Sen taş olsan ne?Önünde sonunda bir matematikVe şu uçan kuşlar,Senin gibi yürüyemiyor,Balıklar yanında boğulurlardı.Ama hiçbiri,Ukala değil…Bilmiş de değil insan kadar.Eksik bir aklımız var işte,O kadar.

Buhran (Değ(iş)ti)

Buhran bu, Satılık etlerin bedduası, Uzanıyor satanların kurtlu asası, Beddua bu, Tabu dualar… Tabi tutmazlar, kabul olmazlar… Boşa! Boşa iyilik çırpınışları, Buhran ya, bunalım: Kapatmışlar çıkışları, Ahşap yangın merdivenlerinin, Demir parmaklıklı çıkış kapıları. Buhran bu, Masum çocukların bedduası, Masum çocukların yangın anaları, Anaların ağıtları güçlüdür, Ağıtları namus, Diğer yanda namus üstüne bir poker, Elinde Kare, […]

Sabah Oldu

Sabah oldu, Çoktandır olmuyordu. Yani ben görmüyordum. Sabah oldu, Sigaram da bitmiş, İstesem de “cıgaram” diyerek, Acının şiirini yazamıyordum. Sabah oldu, Sigara yok, Sarma tütün var. Sabah oldu, Muz kabuğu da var tütünde, Nemli tutsun diye, Kayıp düşsün diye değil, Ama sabah oldu, Düşüyordu ve ben… Tutamıyordum.

KIPIRDAMADAN

“Bütün ezgilerin sustuğu duraktayım…” (İ. Akkaya, Hadi Git.)   Ezilmeye müsaade yok, sussun ezgiler!   Bir büzgüdür olan biten, elele vermişlerin bellerine sarılan, sıkan. Bir mengene, su ve gazdan müteşekkil,                 Islanmadan, boğulmadan…   Al bizden de teşekkür, teşekkürü durup bakmak saatlerce,                 Tefekkürden kalelerin sulu hendeklerine, Kıpırdamadan…   Bir gezgidir olup biten, Yürek yüreğe […]

SOĞUK HÜCRE

Şehir soğuk. Güneşin yüzü aydınlık… ama kendisi soğuk. Ölüm ise buz gibi, Adı bile soğuk… Kutuplar soğuk, Küre ısınıyor, Olsun… Yine soğuk. Sürüngenler soğuk, Isınmıyor vücutları, İhtiyaçları yok Kışın uyku, Yazın güneş var. Yüzüm soğuk, Öyle olmalı… Şımartıyor ısınırsa. Kadınlar, Pek sıcak amma… Sıcağından soğurlarsa, Onlar da soğuk. İstemeden sevişince, Tükürükler soğuk. Terler sanki buzdolabından, […]

SİMERANYALI MASUMİYET

Loş bir odaydı masumiyet. Güvercinlerin mıntıkası, bir apartman boşluğunun, Gözüne gözüne bakardı tam. Duvarlarda kurum, pislik, bir türlü badana edilemez, Üzerindeki sarı plastik çatının beyazı filtre edişi, Takdire şayan… Camı her açtığımda, sigara kokusu ile yer değiştirir, Civcivlerin çığrınışı… Analarının kokusu gidene kadar da sürer. Güvercin boku da bir iğrenç o kadar.   Sarının her […]